1 Mayıs 2014 Perşembe

İMD'ye Keyfi Polis Baskını - Baskılar Bizi Yıldıramaz!



30 Nisan gecesi 11'e doğru Beşiktaş'taki yerimize onlarca TEM polisi tarafından baskın yapıldı. Durumu önceden hissedince kapıyı kapattık.
Polisler kapı önüne geldiklerinde defalarca "kafasına sık, kafasına sık" diye bağırarak terörize etmeye çalıştılar, fakat bekledikleri etkiyi yaratamayınca sustular.
İçeri girdikten sonra herkesi salona topladılar. Avukat çağırma hakkımızı engellemeye çalıştılar. Israr  ettik. Direndiğimizi görünce yalnızca Elif yoldaşımızın telefon kullanmasına izin verildi.
Ceplerimiz boşaltıldı. Odalar darmaduman edildi. Çantaların tek tek kime ait olduğunu sordular. İsim vermedik. Elif yoldaşımız "benim üstüme yazın" dedi. Zaten en sonda bir tek onu gözaltına aldılar.
Avukatlar geldi, tutanak tutuldu, hiçbir şey bulamadılar. Ama megafonumuzu markasına kadar tutanağa yazdılar. Kızıl fularlar ve baretler bile alındı. 
Bir yoldaşımızın şeker hastası olan eşiyle görüşmesini engellemeye çalıştılar. 
Salondayken kesinlikle moralimizin bozulmamış olması, 1 Mayıs havasına şimdiden girmiş olmamız bazı polislerin sinirini epey bozdu.
Kadın polis yoktu. Baştan rest çektik, kadınların üzerini arayamazsınız diye. Nitekim arayamadılar.
Şu an bir grup yoldaş Beşiktaş'ta, bir grup Vatan'da, bilgi aldıkça aktaracağız. Polis baskını mücadele hırsımızı ve hıncımızı bilemekten başka bir şeye yol açamazdı, öyle de oldu.
Derneğimize polis baskınından sonra, yarın (bugün) Taksim'e gelemeyecek yoldaşlarımız da (aile baskısı, mesai terörü vb) gemileri yaktık diyerek ne olursa olsun geleceklerini bildirmeye başladılar!
Planımızda herhangi bir değişiklik yok, "1 Mayıs 1 Mayıs alanında kutlanır!" diyerek Taksim'deyiz! Servis güzergahlarımız ve saatlerimiz aynı, Beşiktaş'ta 9'da toplanmış olacağız.
Baskılar-Baskınlar Bizi Yıldıramaz!
Kahrolsun AKP diktatörlüğü!
Kahrolsun Ücretli Kölelik Düzeni!

29 Nisan 2014 Salı

GEZİ’NİN MEŞALESİNİ 1 MAYIS’A TAŞIYALIM!

Bizden bir şey olmaz, insanlar çok duyarsız, bu düzen değişmez, bu gençliğin kendine hayrı yok ki?”
31 Mayıs akşamına kadar çevremizdeki insanların ezici bir çoğunluğu, (hattâ belki biz de!) bu cümleleri ne kadar sık kuruyordu! Oysa Gezi Ayaklanması’ndan sonra bu cümleler neredeyse pek kurulmaz oldu, çünkü sokağa çıktığımızda ülkenin gündemini değiştirebileceğimizi, en küçük demokratik hakkımızı bile elimizden alan, hayatımızın her alanına müdahale eden AKP hükümetinin kurduğu polis diktatörlüğüne karşı mücadele verebileceğimizi gördük.
Gezi’nin bir TEKEL’e dönüşmesinden korkan, diktatör başbakan değil miydi?
İşte şimdi patronlara ve onların hükümetine korku salan mücadele bayrağımızı yükseltmenin zamanıdır!
Bu daha başlangıç mücadeleye devam! Hep bunu haykırdık. Şimdi de 1 Mayıs’ta haykırmanın zamanıdır!
Ülke tarihinin en şaibeli seçiminde yapılan sahtekârlıkların, Gezi Direnişi’nde katledilen canlarımızın, iş cinayetlerinin ve çalınan haklarımızın hesabını sormak, direnen Greif işçilerinin sesine ses katmak, barışın AKP diktatörlüğüyle gelemeyeceğini vurgulamak için mücadele günümüz 1 Mayıs’ta omuz omuza alanlarda olalım.
Bu yıl sen de 1 Mayıs alanında olmalısın:
Çünkü 2013 yılında 1.235 işçi iş cinayetinde yaşamını yitirdi. 2014 yılının ilk üç ayında bu sayı 276 daha arttı. Nisan ayının başında bizim yararımıza yapıldığı iddia edilen 3. Köprü inşaatında 3 işçi öldürüldü. Yukarıdaki veriler sadece kayıtlara geçenler; güvencesiz çalışmanın bu kadar yaygınlaştığı düşünüldüğünde kayıtlara geçmeyen kim bilir kaç kardeşimiz var. Yaşamak için işgücümüzü satmaktan başka seçeneğimiz olmayan bu dünyada hayatta kalabilmek için gittiğimiz işlerimizden tabutlarımız çıkıyor. Bu düzeni değiştirecek sınıf işçi sınıfıdır, ama ne yazık ki sınıfımızın siyaseti çeşitli nedenlerle senelerdir gölgelenmiş durumda. Bu yüzden, bu 1 Mayıs daha da önemli.
Gezi’de binlerce işçi vardık, ama sınıfsal kimliğimizle orada değildik. İşçi kimliğimizi, sınıf kimliğimizi haykırmak, ön plana çıkarmamız gerekiyor.
Barıştan söz ediyorlar...
“Barış”, “sandık” deyip sandıkta tecelli eden iradeyi yok sayan, bir yerel seçim sonucuna bile katlanamayan, bir oylamayı 15 defa saydıran bir hükümetin hiçbir yasal zemine oturtmadığı “barış müzakeresi” bu topraklardaki emekçi halklara nasıl bir barış getirebilir?
Kuşkusuz bu topraklara barış ancak sokaktaki mücadeleyle gelecek. Bizim dâhil olmadığımız, bir diktatörle kapalı kapılar ardında kotarılacak bir “barış”tan kimseye hayır gelmez! 
Tayyip diktatörlüğü, yanı başımızdaki Suriye halkını sarin gazıyla katlediyor. Türkiye'de bugün neredeyse 1 milyona yakın Suriyeli kardeşimiz göç etmeye zorlanmış durumdayken; ucuz, şovenist “AKP'nin uşağı” yaftalamasıyla dışlamak yerine, burjuvaziye karşı verdiğimiz mücadelede onları da saflarımıza çekerek, gerçek enternasyonalizmin ne olduğunu göstermeliyiz. 
İşte tüm bunları haykırmak için 1 Mayıs'ta sokakta olmalıyız.
Yaşasın işçi sınıfının uluslararası birlik, mücadele ve dayanışma günü!
Yaşasın örgütlü militan mücadelemiz!
Sınıfların, sömürünün, ayrımcılığın olmadığı bir dünya için 1 Mayıs’ta alanlara!
İMD

EM MEŞALEYA GEZİ'YÊ BER Bİ 1'Ê GÛLAN'Ê VE HİLDİN!

Ji me tiştek çênabe, mirov bê baldar û bê bihîzkar in. Ev pergal nayê gûhertin û xêra ciwantiyê ji xwe re nîne! Gelek mirovên li derdora me yên bindest ( em jî di nav de) heya 31 Gûlan'ê van peyvan pir bikardianîn! Lê piştî serhildana GEZÎ'yê ev peyv nema hatine bihîstin.Çimkî dema me li kolana diniherî, me dît ku em dikarin rojeva welat bigûherînin, yê ku mafê meyî demokratîk ji dest xistiye ûhw, dîktatoriya polîsên ku li her qada jiyana me midaxale dikin yên ku hikûmeta AKP'ê ava kiriye; dîse me dît ku em dikarin li hember wan bitekoşin.
Yê ditirsîya ku 'Gezî vegerê TEKEL'ê: mane serokwezîrê dîktator Erdoxan bixwe bû. Niha dem dema bilindkirina ala tekoşînê ye, a ku tirs dayî patronan û hikûmeta wan. Ev hê destpêk e! Tekoşîn didome! Me hertim ev qîr dikir. Niha jî di 1'ê Gûlanê de dema qîrkirinê ye!
Di dîroka vî welatî de, sixtekariya di vê hilbijartina alozî de: ji bo ku em tola rêhevalên me yên di serhildana Gezî'yê de hatine qetilkirin, kûjeriyên li ser kar û mafên me yên ku hatin binpêkirin, bistînin: Jİ bo em deng bidin karkerên Greif, Punto, em bidin xûya kirin ku aştî, di serdema dîktatoriya Akp'ê de tu carî pêk nayê. Di roja tekoşîna me 1'ê Gûlan'ê de em mil bi mil li qada bin!
Divê îsal hûn jî li qada 1 ê Gûlanê bin! Jiber ku di sala 2013'an 1235 karkeran di kuştinen li ser kar de, jiyana xwe ji dest dan! Di sê heyvên ewil ên sala 2014'an de ev hejmar 276 zêdetir bûn. Di heyva Nîsanê de li ser înşeata pira sêyemîn ku tê îdda kirin ji bo sûda me ye; sê karkeran jiyana xwe ji dest dan. Ev hejmarên me qal kir tenê yên hatine nivîsîn. Gava ku em bifikirin; karkerên bêewlahî ewqas zêde bûye ku kes nizanê bê çend birayên me jiyana xwe li ser kar ji dest dane û hayên me ji wan tûne! Li vê dinyaya ku ji bo em jiyana xwe bidomînin, ji bilî firotina keda xwe,tu çara me nemaye. Ji cihê kar ku em diçin xebatê, tabûtên me vedigerin Yên ku vê pergalê bigûherînin karker bixwe ne! lê mixabin bi sedan sal in, ji ber hin sedemên cûda, siyaseta me karkeran hatiye tarî kirin. Lewma ev 1'ê Gûlan ê gelek girîng e. Em li Gezi'yê hezar karker hebûn lê em bi nasnameyên xweyî cûda ne li wir bûn! Hewceye ku em karkeriya xwe cihên xweyî civakî biqîrin û vêna bidine xûya kirin.
Qala aştiyê dikin.. Hikûmetek ku dibêje: 'me got qey aştiye' û îradeya gelan nabîne, tehamûlî hilbijartinên heremî nake, hin dengan 15 caran dihejmêrê û ti bingehek hiqûqî ji vê re nahêle. Gelo wê çawa ji bo kedkarên li ser vê axê re mûzakereyan aştiyê bîne? Bêgûman aştî; wê bi saya serê tekoşînên li qadan werê.. Aştiyek ku em tevlî nebûne,li pişta deriyê girtî ku bi destê dîktatorekî pêkhatiye, ji tu kesî re nabê xêr.. Dîktatoriya Tayyîp: li bin gûhên me gelê Sûrî bi gaza sarîn qetil dike Di rewşa îro li Tirkiye'yê, nêzî milyonek birayên me yî Sûriye'yî neçar mane, û koçberî vir bûne,, Ji devla em wek koleyên Akp'êyî yên şovenîst û arzan wan piştgûh bikin; em ê di tekoşîna xweyî li hember bûrjûvaziyê, van gelan jî tevlî xwe bikin û nîşanî wan bikin bê ka enternasyonalîzma rast çawa ye!
Jİ bo em vana hemûyan biqîrini divê em di 1ê GÛLANÊ DE Lİ QADA BİN!
Bijî têkoşîna milîtan a rêxistinbûyî ya me!
Bijî dinyayeke ku metîngerî çînîtî û cûdahî tunebê! Di 1'ê GÛLAN'ê de derbikevine qadan!!
Komeleya Têkoşîna  Karkeran.
İMD

25 Mart 2014 Salı

Bursa 2014 Newroz'undaydık




Demirci Kawalardan Mazlum Doğanlara Ortadoğu halklarının özgürlük mücadelesiyle özdeşleşen Kürt ulusunun kendini var ediş savaşında bir sembol haline gelmiştir Newroz.



Ulusların kaderlerini kendilerinin tayin hakkını savunan biz devrimci Marksistler, Kürt ulusunun özgürlük mücadelesinin her zaman destekçisi olduk.Yaşadığımız coğrafyada da Kürt ulusunun özgürlük mücadelesinde bir sıçrama noktası olan Newroz'a her yıl olduğu gibi bu yıl da katıldık.
Bursa Newroz'u geçen yıllarda olduğu gibi bu yıl da Gökdere Meydanı'nda kutlandı. Saat 11.30 gibi Gökdere metro istasyonunda toplanmaya başladık. Kitlenin Newroz alanına gelmesiyle birlikte 12 gibi Newroz başlamış oldu.
Saat 12 gibi kortejimizi oluşturup Gökdere metro istasyonundan yürüyüşümüzü başlatmış olduk. Pankartımızda Türkçe ve Kürtçe “başkasını ezen ulusun işçisi özgür değildir” sloganı yazılıydı. Kortejli flamalı bir şekilde Newroz alanına doğru yürüyüşe geçtik. “Taşeron değil, emperyalist Türkiye”, “Biji bratiya gelan”, “Biji serhildan azadiya kürdistan”, “Yaşasın militan mücadelemiz”, “Ya sürekli yıkım ya sürekli devrim” sloğanları eşliğinde çoşkulu bir şekilde Newroz alanına girdik.
Newroz alanına girerken Newroz komitesi alana girdiğimizi duyurarak bize “hoşgeldiniz” mesajını iletti. Alana girişimizde çok yoğun bir ilgiyle ve çoşkuyla karşılandık. Sloğanlarımıza eşlik eden ve kortejimize katılan kişi sayısı neredeyse iki katına ulaştı. Newroz alanındaki genç bir kitle flama ve bayraklarımızı alıp trafik lambalarına ve otobüs duraklarının üzerine çıkıp eylem sonuna dek bayraklarımızı dalgalandırdı. Pankartımızı boş bir alana astık.


Konserin başlamasıyla birlikte geniş halaylar kuruldu ve uzun süre çoşkulu şekilde çekilen halaylara katıldık. Yapılan konuşmalarda Newroz’un tarihçesinden Kürt ulusunun uzun yıllardır verdiği mücadeleden bahsedildi. Barış ve kardeşlik mesajları verildi. Hasta olan siyasi tutsakların tedavi edilmesi gerektiği, tüm siyasi tutsaklara özgürlük talebinde bulunuldu. HDP’nin belediye başkan adayları tanıtıldı. Adayların yaptıkları konuşmalarda HDP’nin kuruluş süreci ve projelerinden bahsedildi. HDP için oy istendi.Saat 3 gibi Newroz ateşi yandı. Kitlenin çok büyük çoşkusuyla ateşin üzerinden atlanıldı. Saat 5 gibi halaylarla sloganlarla Newroz son buldu.
Bursa İMD olarak bu Newroz’un bizim için önemi ilk kez kortejli, flamalı bir şekilde Newroz alanına girmemizdi. Kürt emekçilerin yoğun yaşadığı mahallelerde yürüttüğümüz çalışmanın karşılığını bulduğunun göstergesiydi. Kitlenin bizi sahiplenip bayrak ve flamalarımızı ellerinden bırakmamaları, bayraklarımızı trafik lambalarının tepelerinde dalgalandırmaları bizim içn çok anlamlıydı. 
BAŞKASINI EZEN ULUSUN İŞÇİSİ ÖZGÜR DEĞİLDİR!
YAŞASIN MİLİTAN MÜCADELEMİZ!

8 Mart 2014 Cumartesi

Bursa'da 8 Mart Paneli



Bursa'da   8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü panelimizi, 2 Mart Pazar günü gerçekleştirdik.
Panelde Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nün tarihsel özü, kazanımları ve günümüzdeki anlam ve önemi konuşuldu.
Panelde 8 Mart'ın New York'ta kadın işçilerin çoğunlukta olduğu dokuma fabrikasında (''eşit işe eşit ücret '' ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi için) başlattıkları grevde  yakılarak katledilişlerinin yıldönümü olduğunu, fakat günümüzde 8 Mart'ın içinin boşaltılarak tasfiye edilip cinsiyet temelli "Dünya Kadınlar Günü"ne indirgendiğini, tarihsel ve sınıfsal özünün saptırıldığını belirttikten sonra 8 Mart'ın bir sınıf mücadelesi olduğunu öneminden bahsettik.
Kadınların sınıf mücadelesinde tarihe çıkışını ve militan mücadelelerinin Fransız Devrimi (1789-1799), Paris Komünü (1871), 1917 Rusya Devrimi ile dünya sahnesinde aldığı yeri, aktif olarak sınıf mücadelesindeki önemini konuştuk. Daha sonra, (Burjuva) Feminizm ve Marksizm'de kadının yerini bir kez daha konuşarak günümüzdeki kadın sorunlarını katılımcılarımızla birlikte söyleşi şeklinde gerçekleştirdik.
Yurtdışından gelen yoldaşlarımızın görüşlerini de dinledikten sonra enternasyonalist mücadelemizin zorunluluğunun öneminden ve deneyimlerimizden konuştuk.
Panelimizin sonunda 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü, sınıfsal özüne yakışır bir şekilde, Greif işçileriyle el ele kutlama kararı aldıktan sonra tüm kadın ve erkek işçileri 9 Mart'ta Greif işçileriyle, sınıf kardeşlerimizle dayanışmaya çağırdık.
8 Mart Kızıldır Kızıl Kalacak!
Greif İşçisi Yalnız Değildir!