30 Haziran 2014 Pazartesi

Kimberly-Clark’ta Grev Var!

Kimberly-Clark Pendik Kavakpınar’da yaklaşık 20 yıldır faaliyet göstermekte olan bir fabrika. Fabrikada yaklaşık 15 yıldır DİSK’e bağlı Tümka-İş örgütlü. İşçi sayısı 236. Toplu İş Sözleşmesi üç senede bir yenilemekte.
Bu yılın başında sözleşme süreci başladı. İşyeri temsilcisi ile sendika temsilcileri arasında yapılan görüşmelerde anlaşma sağlanamadı, araya giren fabrika müdürü işçileri biraz daha oyaladı. Bu oyalamanın farkında olan işçiler 25 Haziran gecesi şalteri indirdi.
İşçilerin talepleri:
-Daha yeni olan işçilerle, 10 yıldır ya da uzun süredir çalışan işçiler arasındaki maaş uçurumlarının kaldırılması.
-İhbar tazminatlarının iyileştirilmesi. İşçiler işten atılma ihtimali söz konusu olduğunda, patronun işten işçi atmasını engellemek için ihbar tazminatının 60 hafta üzerinden ödenmesini talep ediyor. Bu teklifi en son 52 haftaya indirdiler. Patron ise en fazla 12-14 hafta vermeyi teklif ediyor. Üstelik bunu 10. yıldan sonra vereceğini söylüyor. 
25 Haziran’da greve çıkan işçiler kararlı. Fabrikanın önünde grev çadırı kurulmuş durumda. 
 Biz de İMD olarak sık sık dayanışma ziyaretlerinde bulunuyoruz. Desteklerimizi sürdüreceğiz. 
Kimberly-Clark işçisi kazanacak! 
İstanbul’dan İMD'li bir metal işçisi

25 Haziran 2014 Çarşamba

Bursa Pikniği, Bursa Yolculuğu



Merhaba arkadaşlar,
Bildiğiniz üzere 15 Haziran'da İMD'nin Bursa pikniği vardı. Bizler de İstanbul'dan gelebilenler olarak oradaydık. İstanbul-Bursa arası mesafe uzak olsa da vuslatta yoldaşlar olunca mesafeler kısalıyor. Ben ilk kez gittim Bursa’ya ama çok beğendim, orada yeni yoldaşlarımın olması beni ayrıca mutlu etti. Gidiş yönünde feribotu kaçırsak da yoldaşımın hemen imdadıma yetişmesi olağanüstüydü.



Piknikteki konumuz Soma katliamı, Sütaş direnişi ve Lice’deki Kalekol direnişiydi. İstanbul'da olduğu gibi Bursa’da direniş hız kesmeden devam etmekte, bu ayrıca motive etti bizleri. Müzik ve derede ayaklarımızı suya sokmanın keyfine diyecek hiçbir şey yoktu. Pikniğimizde bir de tiyatromuz vardı. Tiyatro konusunda bilgisi olmayan ben ve eşim-yoldaşım tam anlamıyla büyülenmiştik. Tabii ki, tiyatrocu yoldaşlarımızın hakkını teslim etmek lazım. Pikniğimiz tam anlamıyla bizleri mutlu etmişti, hiç bitmesin diyen eşim için bir sonraki piknik için Bursalı yoldaşlarımızdan söz aldık.
Bir pikniğin daha sonuna geldik. Pikniğimizde emeği geçen yoldaşlarıma teşekkür ediyor, sizlere devrimci selamlarımı gönderiyorum.
Bir dahaki piknikte görüşmek dileğiyle...

21 Haziran 2014 Cumartesi

Yarın Sınav Var - Gerçek Sınav: Mücadele



Bilindiği gibi her yıl üniversite sınavları ya da bu tür başka sınavlardan sonra epeyce arkadaşımız bir biçimde canına kıyıyor. Bu çarpık eğitim sistemi ile istatistiği tutulamayacak kadar çok öğrenci canlı cenazeye çevriliyor. Yani onuru, kişiliği kırılarak, kimliksiz zavallı bir kul haline getiriliyoruz.
Bu saçma üniversite sınavına girene kadar liselerde kişiliğimizi oturtmaya ve olgunlaşmaya çalışırız. Sonra eğer o öğrenci üniversitede bir yer tutturamadı ise, artık o kişi yoktur. O gidecek yerine silik bir zavallı gelecek. Çünkü bundan sonra öğrenci başarısızlık damgasını yiyecek. Çünkü o ailesinin, arkadaşlarının, sevgilisinin daha da kötüsü kendi kendinin bile gözünden düşmüş olacak. Ben kendim için böyle düşünüyorum ve çoğu arkadaşım da böyle düşünecektir.
Altyapısı oluşturulmamış (oluşturulamamış değil, oluşturulmamış!) bir gerçeği erkenden söylemenin devrimci bir görev olduğunu düşünüyorum. Aslında olması gereken: Her öğrenci istediği üniversiteyi okumalı, istediği kadar istediği eğitimi almalıdır.
Her yıl iki milyon civarında arkadaşımızla birlikte dörtte birimizin alınacağı üniversite için ölümüne yarışmaktayız. Çok çalışan öğrencilerin bile başarısız olacağı bu saçma sınavı kapitalist sistem bizi daha baştan kölesi yapmak için, kısacası alıklaştırmak ve uysallaştırmak için yapmaktadır. Eğitimde eşitlik akıl almayacak biçimde uçurumlarla doludur.
Aslında, bizi öldüren sınav sisteminden ziyade, mevcut siyasal sistemdir. Şu hükümet istese bir günde bu sınav sistemini kaldırır; liseyi bitiren her öğrenci de istediği üniversiteye kaydolur. Okuyabildiğimiz kadar da okuruz. Toplum bir şey kaybetmez; ama yönetenler, patronlar çok şey kaybederler. Çünkü bilgili insan, insan gibi yönetilmek ve yönetime ortak olmak ister.
Arkadaşlar, yarınki sınavda ve devamındaki sınavlarda herkese sabır ve kolaylık diliyorum. Asıl sınavın geleceği güne, devrim gününe hazırlanmaya davet ediyorum.
Bu davet bizim!

İstanbul'dan bir Militan Liseli

20 Haziran 2014 Cuma

Şişecam İşçileri Yine Boyun Eğmedi: Bu İşyerinde Grev Geleneği Var!


Şişecam patronları 2020’de sektörde dünya üçüncüsü olma planlarıyla tüm “maliyet unsurları”ndan kurtulmaya ya da onları azaltmaya çalışıyor. İşte gerek zam ve iyileştirmeler gerekse kazanılmış diğer haklara yapılan ve cevabını Şişecam işçilerin grev ve direnişleriyle alan diğer saldırıların arkasında bu pazar kavgası var.



2 yıl evvel Topkapı’daki direnişte büyük bir mücadele veren, çatıya çıkarak polis işgalini boşa çıkaran ŞİŞECAM işçileri 20 Haziran 2014 itibariyle bir kez daha GREV dedi!
24. dönem Grup TİS sürecinin 17. oturumunda da anlaşma sağlanamayınca Şişecam işçileri 20 Haziran itibariyle greve çıktı. Türkiye çapında Yenişehir, Lüleburgaz, Eskişehir, Mersin gibi birçok yerde 5.800 işçi grev dedi.



Basındaki bilgilerde meselenin yalnızca ücret ve iyileştirmelerle ilgili olduğu izlenimi alınabilir. Dahası bunda bir haklılık payı da var. Doğal olarak önce zamlar gündeme geliyor. Ama kamuoyuna yansıyan, ya da Şişecam’da yetkili ve TİS’e katılan Kristal-İş’in internetteki sayfasında bile meselenin yalnızca maaş ve iyileştirme kısmı görüldüğü ya da gösterilmek istenildiği gün gibi aşikâr.
Ancak Şişecam işçisi yoldaşlarımız meselenin bununla sınırlı olmadığını anlatıyor:
İşçilerin ücret zammı ve iyileştirmelerden daha da öte, üzerinde titredikleri, bir nevi kırmızı çizgileri diyebileceğimiz iki madde söz konusu: 32. ve 53. maddeler.  Patron bu iki madde üzerinden işçilerin kazanılmış haklarına muazzam bir saldırı gerçekleştirmeye çalışıyor uzun zamandır.
32. madde, işçilerin 2 ayda bir aldıkları ikramiyelerle ilgili. Mevcut durumda, işçiler istirahat halindeyken ya da raporlu oldukları dönemlerde de bu ikramiyeleri alabiliyor. Patron da bu tür durumlarda ikramiye verilmemesi yönünde saldırı gerçekleştirmeye çalışıyor. Kaldı ki sendika bürokrasisinin de pasifist/uzlaşmacı tutumu nedeniyle patron bu maddeyi ortadan kaldırmak yerine 1 protokolle “gedik” açmaya çalışıyor: Yalnızca “heyet raporu” ya da “meslek hastalığı” gibi şeyler olduğunda ikramiye verilmesini sağlamaya çalışıyor.
53. madde ise yatay geçişlerle ilgili. İşçilerin kapanan bir fabrikadan başka bir fabrikaya geçiş yapmaları durumunda var olan tüm haklarının korunmasıyla ilgili bir hak söz konusu olan. Yaklaşık 2 yıl önce,  27 Aralık 2012’de başlayan ve 14 gün sonra saldırıların ciddi bir bölümün püskürterek sona eren Topkapı Şişecam Direnişi tam da bu nedenlerle başlamış mıydı?
Şimdi bu konuda en yakın zamanlı olarak, yılsonunda, var olan iki fırınından biri kapatılacak olan Gebze’deki Cam Elyaf fabrikası var. Eğer patron 53. maddedeki saldırısında başarılı olursa, Gebze’deki işçiler gönderilecekleri yeni Şişecam fabrikalarında hem maaşlarda hem de sosyal haklarda “işe yeni başlayan ” bir işçi muamelesi görecek. Dolayısıyla işçilerin 10-15 yıllık tüm hakları kül olup uçacak.
Yeter ki Şişecam (Şişecam patronları) dünyada 3. Olsun, “ülkemizin katma değerini, prestijini yükseltsin”, değil mi! Asla!


Grev alanlarından gelen ilk bilgiler coşkunun yüksek seviyede olduğu, işçi ailelerinin de sonuna kadar mücadelenin içinde oldukları, destek verdikleri yönünde.
Bizler de nasıl iki yıl önce onlarla beraber direnip mücadele ettiysek, günlerce mücadeleci işçilerle birlikte sabahlayıp işçi sınıfının alternatif yılbaşı etkinliğini gerçekleştirmişsek, şimdi yine grevin kazanılması için elimizden geleni yapacağız.
Şişecam işçisi yalnız değildir!
Direnen işçiler yenilmezler!