Gündem önerileri:
1. Farklı
forumlardan gelenler olarak burada bir aradayız. Ben o forumlarda neler
yapıldığını genel durumun ne olduğunu merak ediyorum ve o yüzden serbest
kürsünün yanı sıra forum deneyimlerinin aktarılmasını talep ediyorum.
2. Bu
öneriye ek olarak somut bir gündem tartışılmasını talep ediyorum. Örneğin
hükümetin Gezi Direnişi’ni itibarsızlaştırma saldırıları ve genel olarak
yürüttüğü saldırılar.
3. Üç
gündem öneriyorum: AKP hükümetinin karalama politikaları, hamile kadınlara
karşı yürüttükleri çirkin politika, orantısız güç ve genel çirkin siyaset.
Konuşma sırasına göre:
1. Elektrik
Mühendisleri Odası’ndan geliyoruz. Bugün toplantımız vardı, ancak burada
merkezi bir forum olduğunu duyunca buraya toplanıp gelmeye karar verdik. Küçük
bir eleştiri ile başlamak istiyorum, sayıca azız bu gecenin duyurusunun
yeterince iyi yapılamadığını düşünüyorum. Hem EMO Forum’dan hem de Abbasağa
Forumu’ndan geliyorum. Ben Gezi’ye kadar kendimi hep eylem turisti olarak
tanımladım. Bir izm’in savunucusu değildim. Benim bugünkü önerim forum turizmi
yapmak. Örneğin hafta içi Yeniköy Forumu’na gittik. Onlar Abbasağa Forumu’na
gelerek destek istemişlerdi ve sonuçta orada 300 kişi toplandı. Bu bizi
diriltti dediler ve çok mutlu oldular. Bu tip ziyaretler çok yararlı olacaktır.
O yüzden yaşasın forumlar arası iletişim ve forum turizmi diyorum.
2. Abbasağa
Forumu Güvencesizler Çalışma Grubu’ndan geliyorum. Sizlere hazırladığımız metni
okumak istiyorum. Güvencesizler Çalışma Grubu Çarşamba akşamı 8’de Abbasağa’da
toplanacak, katılmak isterseniz bekleriz.
Diren Güvencesiz!
Ey egemenler,
Bu yazıda size “Gezi Parkı
Gençliği”nden, “ben”den, yani “sen”den, milyonlarcamızdan, kısaca “biz”den,
yani güvencesizlik gerçekliğinden söz etmek istiyoruz. Bu “biz”, şüphesiz Gezi
Parkı eylemlerine ve Haziran Direnişi’ne bizzat katılanlarla sınırlı olmayacak
kadar büyük, geniş ve kapsayıcıdır.
Biz “okursan büyük adam olursun”,
“en az bir yabancı dil bilirsen paraya para demezsin” masallarıyla büyütülen;
On yıllardır eşitsiz eğitim
sistemi ve sınavlar üzerinden birbiriyle rekabet etmeye zorlanan; çocukluğu bir
çocuk gibi değil, üzerine bahis oynanan bir yarış atı gibi yaşaması planlanan;
küçüklüğünde arkadaşlıkları, büyüdüğünde ise tüm ilişkileri para, mevki ve
statü esasına göre belirlenen;
Çalışma ve üretime dâhil olmayı
sadece ücretli iş üzerinden tarif etmenin, ücret karşılığı yapılmayan tüm
üretimleri ise “acınacak bir durum”, bir tür “toplum dışılık”, kısaca
“işsizlik” olarak görmenin öğretildiği bir kuşağız.
Bu kuşağı çuvala
sığdıramıyorsunuz farkındayız, ama hiç uğraşmayın çünkü sığmayız! Çünkü
kuşaklar sizin sandığınız gibi bir biyolojik doğum ya da yaş meselesi değildir.
Kuşaklar biyolojik yaşlarından dolayı değil, ortak sorunlarını aşmak ve
yaşadıkları toplumları dönüştürmek adına ortak davranışlar gösterdiği için
tarihselleşir. Biz direnişçilere “Gezi Parkı Gençliği” adını verdiniz; böylece
düzeninizden şikâyetçi olanlar sadece 20’li yaşlardaki gençlikmiş de geri kalan
tüm yaş grupları hayatlarından çok memnunmuş gibi göstermeye çalıştınız. Yine
yanıldınız! Çünkü biz 20, 30, 40, 50, 60 yaşlarındayız. Gezi Parkı gençliği
dediniz ve bizi türbanlı-türbansız, laik/anti-laik ya da Türk-Kürt
ikilemlerinde boğmaya, bölmeye giriştiniz. On yıllardan beri ne giyip ne
giymeyeceğimize, ne yiyip ne içtiğimize, kendimizi hangi inanç, hangi cinsiyet
ve hangi ulusal aidiyet üzerinden tanımlayacağımıza karar vermeye cüret
ettiniz. Oysa biz direnişin ilk gününden beri sergilediğimiz birlik, dayanışma
ve duruşumuzla sizin bu çabalarınızı her daim boşa çıkardık ve çıkarmaya devam
edeceğiz.
Siz ne kadar gözlerinizi
kapatırsanız kapatın, kulaklarınızı ne denli tıkarsanız tıkayın bizim, meslek
cinayetleriyle, hain kurşunlarınızla öldürüp, yaraladığınız;
Silikozis gibi meslek
hastalıkları ve kanser yüzünden ölüme mahkûm ettiğiniz;
İşsizleştirip açlıkla,
yoksullukla, örgütsüzlükle terbiye etmeye çalıştığınız;
İş verip ya üç kuruşa talim
ettirdikleriniz, ya da yüksek ücretler ödeyip, bu paraları harcamaya, yani
yaşamaya zaman bırakmadığınız;
Nefes alınabilecek, bugün sayısı
zaten çok azalmış olan ortak mekânları yok ederek, yaşam alanları olan
kentlerini birer kapalı cezaevine dönüştürdüğünüz;
Bir eşya gibi satın aldığınız,
kiraladığınız ve sonunda çöp muamelesi yaptığınız;
Emekliye ayırıp, 50’li, 60’lı
yaşlarında mutlak yoksulluğa mahkûm ederek adeta emeklettiğiniz ve banka
kuyruklarında telef ettiğiniz HALK olduğumuz gerçeğini değiştiremezsiniz!
Biz kimiz biliyor musunuz?
Biz, önce direniş barikatlarında
ve sonrasında caddelerde, sokaklarda hak ve özgürlükleri için direnen, vurulan
ve gazlananlarız!
Biz, çok istediği halde “işten
kovulurum” kaygısıyla direnişe katılamayanlarız!
Biz, yol parasını
denkleştiremediği için Taksim’e ancak birkaç kez, o da birkaç saatliğine
gelebilen taşeron işçileriyiz!
Biz “fişlenme” ve bu yüzden
sürgün yeme korkusuyla kortejlerin en arkasında yürüyen, sloganlarını “sessiz
çığlıklar” halinde atan sözleşmeli, örgütsüz kamu emekçileriyiz!
Biz, sırf ailelerimiz kömür,
makarna yardımlarından mahrum, açlığa ve soğuğa mahkûm edilmesin diye direnişe
destek veremeyenleriz!
Biz, barikatlara katılamasa da,
sloganlara iştirak edemese de hakları için direnen ve direndiği için
cezalandırılanlara talcitli su ile ilk yardım yapan ve bu yüzden para ve
kapatma cezalarına mahkûm edilen kent esnaflarıyız, işçileriz,
çalışanlarız!
Biz çağrı-merkezi, market, mağaza
ve ticaret şirketleri çalışanları, sanatçılar, sağlık sektörü emekçileri,
eğitimciler, öğrenciler, medya ve basın elemanları, banka memurları, fabrika ve
atölyelerde çalışan “mavi yakalı” tabir ettikleriniz, ev ve bakım emekçileri,
emekliler ve işsizleriz. Biz kendi evlerini ofis ya da atölye olarak kullanan
ve bu yolla geçimini sağlamaya çalışanlarız.
Bu yüzden biz mola, tatil,
senelik izin gibi standart işlerde var olan hakları bilmeyen, düzen ve
düzensizlik arasındaki sınırın ortadan kalktığı ve sömürünün görünmez hale
geldiği bir çarkın dişlileriyiz.
Biz her türlü ırkçı baskıya
rağmen evini barkını terk ederek başkalarının ürünlerinin hasadını yapan
mevsimlik tarım işçileriyiz.
Biz “kaçak göçmen” dediğiniz
uluslararası işçileriz.
Biz, geçtiğimiz yıllarda maden
göçüklerinde, kot taşlama işlerinde, gemi tersanelerinde, sel baskınlarında,
fabrika yangınlarında kurban ettiğiniz için Gezi Direnişi’ne katılamayan ölü
işçileriz.
Biz, sırf özgürlüklerinin
peşinden koştuğu, hakkını aradığı, yani direnişe katıldığı için işten çıkarılan
medya, basın emekçileri, üniversite çalışanları ve işçileriz.
Biz, “taraftar grupları”
diyerek hafife aldığınız ve böyle yaparak sınıfsal aidiyetlerini gizlemeye
çalıştığınız işçi, işsiz, öğrenci, memurlarız ve milyonlarız.
Bu süreçte duymazdan geldiğiniz
bir çığlığımız daha var! Biz “boş zamanlarımız”, “özel hayatımız”, “yaşam
alanlarımız” dedik, siz el çabukluğuyla bunu yapacağımız çocuk sayısı, doğurma
biçimi ve alkollü içki yasağına indirgeyip, sınırlayıverdiniz.
Oysa biz boş zamanlarımızı
belirleyen şeyin çalışma ve emek süreleri olduğunu çok iyi biliyoruz. Çalışma
saatlerimiz arttıkça, tatil ve mola zamanlarımız kısıtlandıkça boş
zamanlarımızın azaldığını deneyimlerimizden de görüyoruz. Yalnızca bu kadar da
değil, boş zamanlarımızda ne yapacağımızı belirleyen şeyin çalışırken aldığımız
ücret olduğunun ya da işsizliğin özel hayatı her boyutuyla tamamen bitirdiğinin
de farkındayız. Ücret gelirimizin hangi sosyal aktiviteye, ne kadar süre ve ne
sıklıkla katılabileceğimizi belirlediğini de biliyoruz. Ücretimizden yaptığımız
zorunlu kesintilerin de boş zamanlarımızı, tatillerimizi nasıl geçireceğimizi
belirlediğini görüyoruz.
Ulaşımı, eğitimi, sağlığı,
barınmayı, ısınmayı, temiz suyu, kent ortak alanlarını, yani doğrudan yaşamın
kendisini metalaştırmanıza dur demek için illa çevreci olmak gerekmiyor.
Sanata, sanatçıya yaptığınız her saldırıya karşı çıkmak için illa sanatçı
olmamız gerekmiyor. Eğitimin ticarileştirilmesine, eğitim hizmetlerinin daha da
güvencesizleştirilmesine itiraz etmek için illa öğrenci ya da eğitimci olmamız
ya da sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine hayır demek için doktor,
hemşire ya da hasta olmamız gerekmiyor.
Bizim bütçemizi denkleştirme ya
da sağlığımızı koruma adına bize yasaklar koymayın. Biz bunun ancak eğitimi,
sanatı, barınmayı, ulaşımı, sağlığı, yani özetle yaşamın bütün alanlarını
özgürleştirmek, yaşamın piyasa ile bağlarını kopartmakla mümkün olabileceğinin
farkındayız. Gezi Direnişi’mizle başlayan ve tüm ülkeye yayılan isyanımız da bu
farkındalığın sonucudur.
Bizler bu farkındalığı bir üst
aşamaya taşımanın yolunun saydığımız meslek dalları ve iş kollarındaki tüm
güvencesizlerin diploma, statü, ücret düzeyi gibi yapay farklılıklara bakmadan
temel hak ve özgürlükleri için bir araya gelmesinden, yani örgütlenmesinden
geçtiğini biliyor ve “bu benim hikâyemdir” diyenleri hikâyelerini anlatmaları
ve sorunlarımıza birlikte çözüm üretmek için Abbasağa Forumu Güvencesizler
Çalışma Grubu’na katılmaya çağırıyoruz.
3. Üçüncü
gündem önerisi benimdi bu konuyla ilgili konuşmak istiyorum. Orantısız devlet
terörü tepemizde. Geçmişte boyalı suları panzerleri vardı artık boyalı mermiler
sıkıyorlar. Bize “polis yapıyorsa hukukidir” diye göstermeye çalışıyorlar, oysa
yaptıkları her şey hukuksuz. Bizler TC’nin verdiği kimliğe sahibiz, anayasada
bize tanınan hakları kullanmaya hakkımız var. Eylemlere katılmak demokratik
hakkımız. Polis devletin, hükümetin değil halkın olmalı. Halka karşı
kullanılmamalı. Hükümete de senin dediğini yapmak zorunda değilim diyebilmeli.
4. Maçka
Parkı Forumu’ndan geliyorum. Gündem önerilerinden biri forumlarda yaşananların
konuşulmasıydı; anlamlı bulsam da bunun asıl yönteminin bu olmadığını
düşünüyorum. Şu an tüm park forumlarından temsilcilerin katıldığı bir koordinasyon
var. Taksim Dayanışması’na da temsilcilerini gönderiyor. Bu örgütlü mücadele
edebilmemiz için iyi bir araç. Benim somut önerim her park kendine bir kardeş
park seçebilir, bu sayede parklar arasındaki ilişkiler gelişir.
5. Bodrum
Parklar Bizim Forumu’ndan geliyorum. Milas’a yakınlarda bir termik santral daha
yapılmak isteniyor. Karacahisar köyü ise termik santralle tamamen ortadan
kaldırılıyor. Diren Karacahisar isimli bir twitter hesabımız var. Onun dışında
ben her gittiğim yerde imza topluyorum. Başvurunun yapılması sırasında şikayet
dilekçelerimizi teslim edersek bir kamuoyu oluşturmuş olabiliriz.
6. Buranın
forumların merkezi olması konuşuluyor, ama bunun çok sağlıklı olmayabileceğini,
onun yerine bunun koordinasyon sayesinde gerçekleşmesi gerektiğini düşünüyorum.
Diğer yandan Gezi’ye karşı yürütülen bir kara propaganda var. Geçen başörtülü
bir arkadaşıma “foruma gel” dedim ona saldırılacağından korktuğu için
gelemediğini söyledi. Duran adamın tiyatrocu olduğunu düşünen milyonlar var.
Düzenlenen iftarlara katılınabileceğini düşünüyorum. Bu iftarlar bizim
vergimizle yapılıyor, oraya gidip Gezi direnişçisi olmanın kötü bir şey
olmadığını insanlarla tanışarak gösterebiliriz.
7. Yurtdışından
buraya size destek olmaya geldim. Bu tip barışçıl eylemlere 3 yıldır
katılıyorum. Türkiye ile ilgili bir şey söylemeden önce genele dair bir şeyler
söylemek istiyorum. 2010 yılında Tunus’ta ailesini geçindiremediği için genç
bir adam kendini yaktı. Bu olay tüm Tunus’a ve ardından dünyaya yayıldı. Onu
Mısır takip etti. Avrupa’da insanlar yaşananları görünce gerçek demokrasi
istediler. Yunanistan’da “bu gerçek demokrasi değil” diyerek sokaklara
çıktılar. Bu direniş dalgası büyüdü gelişti ve 2010 yılında Türkiye’de
böylesine gelişmiş bir eylem yaşandı. Forumlar ve sokaklarda yürüttüğünüz
mücadele göz kamaştırıcı. Bu dünya devrimi dünyayı değiştirecektir.
8. Abbasağa
Forumu’ndan geliyorum, 60 gündür tüm hayatımı forumlara göre düzenliyorum. Dün
gece Abbasağa’da bir Yeryüzü Sahuru gerçekleştirdik. Oruç tutan ve tutmayan
arkadaşlar olarak sabaha kadar birlikteydik. Ben oruç tutan biriyim, ama bu ne
beni yüceltir ne de tutmayanı küçültür. Biz kimseyi ayırmadan ortak bir şeyler
kurmaya çalışıyoruz. Hepimiz özgürlüğümüzde birleşiyoruz. Ben bugün
yaptığımızın seçimlere kadar forumları sıcak tutmak olduğunu düşünüyorum. Bizim
asıl işimiz seçimler. Bu arada aranızda olduğum için gurur duyuyorum.
9. Ben
buranın daha kalabalık olacağını umut ediyordum. Keşke tüm forumlar burada
olsaydı. Abbasağa’dan geliyorum bizim parkta bir ortak site kurma çalışması
var.
10. Gazi Mahallesi’nden geliyorum.
Otobüsle gelirken bir arkadaşın akbilinde kontör yoktu, bunun üzerine şoför onu
indirmeye çalıştı ve halk da onu destekledi. Halbuki tam tersi olması
gerekirdi. Ben Çukurova Üniversitesi’ni bitirdim. Gençlik üzerine bir araştırma
yaptım, ama 3 yıldır basacak yayınevi bulamadım.
11. Parklar arası bir
koordinasyonumuz var, İstanbul’daki 27 park bir araya geliyor. Bu pazartesi
değil, bir sonraki pazartesi parklar arası koordinasyon bir kez daha
toplanacak. Buradan tüm küçük parklara da çağrı yapıyorum. RTE her şeyi
çarpıtıyor ve karalıyor ama her şeyi çarpıtsa da bizi yenmeyi başaramayacak.
12. İlk defa bir foruma katılıyorum,
Gezi’ye gelmiştim, ama korktuğumuz için ailecek ayrı ayrı gelmiştik. Gezi ile
birlikte gece eve rahat rahat yürüyerek gidebilmeye başladım. Artık çevremde
mutlu insanlar görüyorum. Birbirine duyarlı insanlar. Şimdi sıra seçimlerde,
seçimlerde oyumuzu vereceğiz, oyumuza sandığımıza sahip çıkacağız
13. Alkışlamamızın önünde bir engel
yok. Burası mahalle arası değil. Kimse rahatsız olmaz.
**Oylamanın ardından alkışlayalım
çıktı.
14. Abbasağa Forumu’ndan geliyorum.
Bizde yeni bir fikir atıldığında karşıt görüşte olan birine de söz veriliyor ki,
bu sayede sağlıklı bir oylama yapılabilsin. Ben hem gelenekselleşmiş bir dil
oturttuğumuz için hem de yarın burada daha kalabalık olduğumuzda sorun olmaması
için alkışlamayalım diyorum.
** Tekrar oylamada eşit çıktı. Ve
olduğu gibi devam edilmesi yönünde karar bağlandı.
15. Deniz Gezmiş Forumu’ndan
geliyorum. Ben işçi sınıfına mensup emekçi bir kadınım. Devletin hiçbir gücü
beni mücadeleden uzak tutamaz. Ben de başka bir dünyanın mümkün olduğunu
düşünüyorum. Burada önemli bir noktanın mahallelerimizi parkalara daha çok
katmak olduğunu düşünüyorum. İstediklerimizi bir bir alana kadar mücadelemizi
sürdürmeliyiz.
16. Arkadaşlar Ethem’in, İsmail’in
katillerini üniversitelere sokmaya çalışıyorlar. Buna sonuna kadar tüm
üniversiteliler olarak karşı çıkmalıyız. Çarşamba günü Boğaziçi Üniversitesi
Güney Kampüste akşam 6’da bu konu ile ilgili bir forum olacak.
17. Maçka Forumu’ndan geliyorum, aynı
zamanda Gülsuyu Forumu’na katılıyorum. Geçen Çarşamba Gülsuyu’da kurşun
sıktılar. Perşembe 1.000 kişi ile yürüdü Gülsuyu halkı. Çetelerden hesap
soracağını duyurdu. Bugün Ethem için lokma dağıtıp geldik. Cumhuriyet’in
kuruluşunun ardından bu topraklarda Erzincan şuraları toplanmıştı, bu forumlar
onun devamıdır. Bu topraklarda var olan bu kültür gelişmektedir. Bu
katliamcılardan hesap sormanın yeri bu meydanlar ve sokaklar.
18. Abbasağa ve Yoğurtçu’dan gelenler
var, bu çok anlamlı. Burada herkes kendi deneyimlerini paylaşıyor ve forumlar
bir yumruk gibi birleşiyor. Bu süreç büyük bir sabır ve inat gerektiriyor. AKP’yi
bu forumlardan doğan fikirler yıkacak. Burayı daha kalabalık yapalım, bu daha
başlangıç!
19. Kürt coğrafyasında bugüne kadar
yok olan ormanın hesabı yok. Bu yüzden çocuklarımızı faşizme karşı
aşılamalıyız. Gezi için mücadele ettiğimiz gibi Hasankeyf için de etmeliyiz.
Yaşasın Halkların Kardeşliği.
20. Marmaris Forumu’ndan geliyorum.
Bizim orada ne yazık ki 3 ayrı forum düzenleniyor, bu durum Gezi ruhuna biraz
aykırı. Benim katıldığım forumda esnafa yönelik bir şeyler yapıyoruz. Esnaf
bizi istemiyor, gidin Taksim’de direnin diyor. Onlarla konuşuyoruz. Köy
ziyaretlerine başladık, daha bir köye gittik, ama birlikte olursak
kazanabileceğimizi konuştuk.
21. Haziran 2013 klasik siyasetin
bittiği tarihtir. Klasik siyaset hep bölme ve ayrıştırma üzerine kuruluydu, bu
nedenle forumların birleştiriciliği çok önemli.
22. Haydarpaşa Platformu’ndan
geliyorum. Ne yazık ki Gezi döneminde burada olamadık, ama şimdi Yoğurtçu’nun
bizi ziyaret etmesinin ardından biz de onlara gittik ve çok güzel bir
birliktelik yakaladık.
23. Ben 36 yaşımdayım. Hayatımda böyle
bir şey görmedim, herkesi tebrik ediyorum.
24. Kadınlar çetesi olarak bugün
TRT’nin önündeydik. Ve oraya kendi pisliklerini süpürmeleri için süpürge
bıraktık. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu da bizi desteğe gelmişti.
Basın açıklamamızı sizlere okumak istiyorum…
25. CHP her nabza göre şerbet veren
bir parti bence. Buradan çağrıda bulunuyorum, lütfen CHP gibi düzen partilerine
güvenmeyelim. Kadınlara ve feministlere bir çağrıda bulunmak istiyorum: Eğer
sokağa halısını serip yemeği için sebze ayıklayan kadınlar bu mücadeleye
katılamazsa ilerlemek mümkün değil. Kadın hareketi toplumsallaşmadan emek
hareketinin de toplumsallaşamayacağına inanıyorum. Son olarak buradan herkese
bankalardaki paralarınızı çekin ve kredi kartı kullanmayın çağrısı yapmak
istiyorum.
26. Yola çıktık ve devrimi parası
olan ve zenginlerle değil, parasız ve alttakilerle yaptık. Bugün de bunu
unutmayalım, halen parklarda yaşayan ve altta olan dostlarımızla dayanışalım.
Geçen gün polis bizi parktan atıyordu bir abla ağlıyordu bunu engelleyemediği
için. Bu ruhu kaybetmeyelim. Bir ekip kuralım, park park dolaşıp yardıma
ihtiyacı olan arkadaşları bulalım.
27. Bu adam kudurmuş köpek gibi
saldırıyor. Yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de sosyal medya kullanımı % 49,
geri kalana ulaşabilmek için Anadolu’yu dolaşmayı öneriyorum.
28. Pakistan’dan geliyorum. Orada
sizi çok yakından izlediğimizi ve barışçıl eyleminizi desteklediğimizi söylemek
istiyorum. Tüm dünya sizi izliyor, bu nedenle bu eylemi barışçıl tutmak bize
örnek olacak olması açısından da çok önemli.
29. Forumlar arası koordinasyonun
belirli ekiplerle gerçekleşmesinden ziyade bu tip ortak forumlarla bir araya
gelmek daha anlamlı.
30. Gezi hayatımdaki en güzel şeydi.
Heyecan korku mutluluk her şeyi yaşadım. Artık bu sivil hareketin devam
etmesini ve yeni bir partiye oy atmak istiyorum.
31. Biz en başta kepçe gelmiş
dendiğinde ne oluyor diye bakmaya gelmiştik ve buradakilerden çok daha az
insandık. Ama sonra neler olduğunu hep beraber gördük, o park defalarca dolup
boşaldı. O yüzden umutlu olmak gerektiğini düşünüyorum. Ve bu ortak forumları çok
önemsiyorum.
32. Ben turizmciyim. Devlet turizmdeki
krizi Gezi’ye bağlayarak yıpratmaya çalışıyor bizi, ama gerçek bu değil. Asıl
neden kriz ancak Gezi’ye suçu yıkmaya çalışıyorlar.
33. Güngören’den geliyorum. Bizim
orada forum yok ne yazık ki. Bu güzelliğin oraya aktarılması gerektiğini düşünüyorum
çünkü AKP’ye oy veren kesim aslında bizim oralarda yaşıyor. O yüzden burası
belki yardımcı olabilir bize.
34. Hepimiz Çapulcuyuz, önemli bir
devrimi gerçekleştirdik. Şimdi sıra Ankara yürüyüşünde. Ankara’ya yürümeliyiz.
35. Ben diğer parklardan bildiklerimi
aktarmak istiyorum. Kartal Dayanışma Cevizli Dayanışma ile birlikte hareket
ederek Cevizli TEKEL arazisinin özel üniversiteye verilmesine karşı olmak ve
oradaki Darphane işçileri ile dayanışmak amacıyla eylemler yapıyor. Kartal “Gezi”sini
bulmuş durumda. Başka bildiğim ve bana çok anlamlı gelen gelişme Yoğurtçu’da
mahalle meclislerinin kurulmuş olması. 5 bölgeye ayrılındı ve mahallerin
sorunlarının konuşulduğu küçük meclisler kuruldu. Abbasağa Forumu’nda iskelenin
satılması ve durak sorunu ile ilgili olarak Perşembe günü bildiri dağıtma ve
bisiklet eylemi kararı alındı. Bu tip küçük gözüken adımlar hem somut bir şey
yapılmış olması açısından hem de yerelin sorunlarına cevap verilebilmesi
açısından önemli diye düşünüyorum.
36. Ben Yoğurtçu Parkı’ndan
geliyorum. Bazı günler etkinlik, bazı günler forum yapıyoruz. Burada diğer
forumlardan gelenlerle ilgili edindiğim bilgileri gidip forumda aktaracağım.
37. Ben eşcinselim. Gezi Parkı’na
seks için geldiğimiz yönünde yapılan haberler tamamen asılsız ve yalandır. Bizi
ve direnişi karalamaya yöneliktir. Bir kez daha vurgulamak istiyorum ki, LGBT’ler
Gezi’ye direnmek için geldi!
38. Kendi içimizdeki tahammülsüzlüğü
aşmamız gerektiğini düşünüyorum. Kendi fikrimize yakın olmasa da başkalarını
dinleyebilme kültürümüz yok. Ben Nevşehir’deydim. TGB’li arkadaşlar orada
düzenlenen eyleme Kürtler var diye gelmeyerek başka bir bölgede forum yapmaya
gittiler. Ben içimizdeki her türlü milliyetçi unsuru-Türk milliyetçiliğinin de
Kürt milliyetçiliğinin de kendini törpülemesi gerektiğini düşünüyorum.
39. Mısır’daki askeri darbeye
karşıyız. Şu an Müslümanların çağrısıyla Taksim Meydanı’nda bir eylem
yapılıyor. Bence oraya gidip bu eyleme destek vermeliyiz.
40. Cezaevindeki tüm dostlara
selamlar!